beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Büyük Selçuklu Veziri: NİZÂMÜLMÜLK

Nizamülmülk; bugünkü İran’da Meşhed kentine yakın bir arkeolojik kalıntı şeklinde bulunan Tûs şehri civarındaki Radkan köyünde doğmuştur (1018). TÜRK değil bir FARİSİ’dir. Horasan'da bir büyük toprak sahibinin oğlu yani bir aristokrat olarak dünyaya gelen ve babasının sayesinde iyi bir öğrenim gören küçük Hasan, Türkçe ve Farsça’ya ilaveten Arapçayı da mükemmel bir şekilde öğrenmiştir. İslami ve pozitif bilimlerde devrin en iyi hocalarından dersler almıştır. Babası ile birlikte ilk olarak Gazneliler Devleti’nin hizmetinde bulunmuştur. Horasan’da Büyük Selçuklu Devleti’nin kurulmasının ardından Selçuklu’nun hizmetine girdi.  Çağrı Bey Döneminde, Belh valisi onu “Vilayet işlerini” (bir tür belediye başkanlığı) yürütmek üzere görevlendirmiştir. Daha sonra Merv’e (Selçukluların ilk Başkenti) gidip, bizzat Çağrı Bey’in hizmetinde çalıştı. Onun üstün özelliklerini gören Çağrı Bey tarafından Alparslan’ın terbiye ve hizmetiyle vazifelendirildi. Alparslan’a hem hoca hem arkadaş oldu. Ardından Horasan Valisi oldu (1059).

Nizamülmülk, Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey’in çocuksuz olarak vefatı üzerine, Alparslan’la kardeşi Süleyman, Arslan oğlu Kutalmış ve abisi Kavurd ile arasındaki taht mücadelelerinde, yerinde görüş ve tedbirleri ile kabiliyetini ispatladı.  Alparslan sultan olunca onu veziri yaptı (1064). Asıl adı Ebu Ali Kıvamuddin Hasan bin Ali bin İshak et-Tûsî ‘dir ve kendisine zamanının Abbasi Halifesi Kaim bi-Emrillah tarafından, “Nizâm-ül-mülk” (Memleketin Düzeni) unvanı verildi ve bu unvanla tanındı.

Nizamülmülk, Alparslan ile büyük bir uyum içinde çalışmış, devletin kurumlarının oluşmasında ve yönetiminde çok büyük katkıları olmuştur. Aralarında her zaman büyük bir güven vardı. Malazgirt savaşından çok az bir süre önce muhtemel bir yenilgiyi büyük bir olasılık gören Alparslan yanında bulunan eşini Nizamülmülk’e emanet ederek Horasan’a götürmesini istemiştir. Malazgirt Muharebesi hariç Alparslan’ın bütün seferlerine katılan Nizâmülmülk, bu savaşların kazanılmasında ve Kutalmış’ın isyanının bastırılmasında önemli rol oynadı. Sultan Melikşah’ın rakipleri olan amcası Kavurd ve kardeşi Tekiş’in bertaraf edilerek tahta geçmesinde büyük hizmetleri oldu. Zaten Alparslan da kendisinden sonra tahta Melikşah’ın geçmesini ve baş vezir olarak da Nizamülmülk’ün görev almasını vasiyet etmişti.

Selçuklu Devleti bugünkü İran topraklarında kurulmuştur. Türklerin dışında tebaasının önemli bir kısmı da Farisilerden oluşmaktadır. Ordu ise önceleri Türkmenlerden oluşsa da sonra gulamlardan (Köle Türk askerler) oluşmakta idi.  Ayrıca Nizamülmülk’e ait genelde Farisi gençlerden oluşan küçük bir ordu bulunmaktaydı. Selçuklu Devletinin iç çekişmelerinin nedeni de bu Türk- Farisi ikilemiydi. Bu orduyu birazda zorunluluktan oluşturmuştu. Nizamülmülk hiç hak etmediği halde bu çekişmenin tarafı gibi gösterilmeye çalışıldı.

Kısaca yaptığı icraatlara değinelim: İlk olarak Osmanlı İmparatorluğu tarafından da uygulanan askeri “İkta sisteminin” temellerini attı. İkta sistemi, devletin arazilerinin mülkiyet, işletme veya yararlanma hakkının ve belirli yerlere ait devlet gelirlerinin, hizmet ve maaşlarına karşılık kumandan, asker ve devlet adamlarına tahsis edilmesi demektir. Yani Osmanlı ordusu aslında Nizamülmülk'ün kurduğu bu sistemin bir devamıdır. Bu sistem sayesinde, daha önceleri Türk boylarının katılımıyla oluşturulan aşirete dayalı ordu düzeni, yerini maaşla çalışan düzenli orduya ve topraklı (tımarlı) askerlere bırakmıştır. Araziler ekilip biçilmiş, tarımsal üretim çok çok artmış, ordunun yükü devletin sırtından büyük ölçüde kalkmıştır.

Selçuklu Devleti ile Abbasiler arasındaki ilişki Nizamülmülk zamanında ve onun sayesinde çok sağlıklı yürümekteydi. Abbasi Halifesine çok saygılı olan Nizamülmülk aynı zamanda halife üzerinde çok etkiliydi. Onun ölümü ile Melikşah’ın ölümü arasında çok uzun zaman olmamasına rağmen Abbasi-Selçuklu ilişki hemen bozulmuştur.

Devleti yeniden yapılandırmıştır. Bugünkü devlet kurumlarına benzeyen kurumlar kurdurtmuş ve bunların başına genellikle çok iyi tanıdığı ve akrabası olan eğitimli insanları geçirmiştir (En çok eleştirilen özelliği de budur). Selçuklu İmparatorluğu’nun merkez, divan, saray, ordu, taşra, adliye, berîd vs. teşkilâtını oluşturmuştur. Başta hükümdar olmak üzere vezir, kadı, muhtesib, şahne, mukta, âmil, reis, müşrif, ulema, ordu ve kumandanlar, ulaklar, köleler, nedîmler, bekçiler ve kapıcılar gibi, pek çok görevlinin vazife ve sorumluluklarını ayrıntılı olarak tanımlamıştır. Devlet çarkının sistemli olarak çalışması, devlet adamları ve devlet hizmetindeki insanların uymaları ve yapmaları gereken hususları belirlemiş ve onlara görevleriyle ilgili uyarı ve tavsiyelerde bulunmuştur. Sarayı, merkezi hükümet teşkilatını, İslam esaslarına dayalı mahkemeleri, toprak sistemini sağlam esaslar üzerine yeniden düzenlemiştir. Gerçekleştirdiği yeni sistemler bazı değişikliklerle beraber sonradan kurulan bütün Türk-İslam devletlerince devam ettirildi.

Bu kurumlara en iyi örnek, çok iyi örgütlenmiş, yüksek öğretim yapan resmi akademiler mahiyetindeki medreseleri kurmuş olması gelmektedir. Bu medreselerin en ünlüsü Bağdat’ta 1065-67 yılları arasında faaliyete geçmiş olan Nizamiye Medresesi’dir. İmam Gazali bu medresenin başına getirilmiş, dersler de vermiş, Ehli Sünnet anlayışının yerleşmesindeki katkıları ve Şia’ya karşı yapılan ilimsel mücadelede çok önemli bir alim olarak tarihteki yerini almıştır. Medreselerin bir misyonu da zaten buydu. Ayrıca bu medrese Avrupa’da kurulan modern üniversitenin de temeli olmuştur. Nizamülmülk’ün şair, matematikçi ve astronomi alimi Ömer Hayyam’ı da himaye ettiği söylenir.

Nizamiye medresesinde belki de o dönemin en muhteşem kütüphanesini kurdurmuştur. Sırf bu kaynaklar ulaşmak için çok sayıda insanın Bağdat’a geldiği bilinmektedir. Bu medreselerin kuruluş amacı; Din adamı yetiştirmek, yoksul ve yetenekli öğrencileri okutup topluma kazandırmak, imparatorluğun yönetimi için memur yetiştirmek, devlet adamlarını eğitmek ve bilginleri bir görev ve maaşla medreselere bağlayıp denetim altında tutmaktır. En büyüğü, Bağdat’taki Nizamiye Medresesi olsa da benzer bir yapılanmayla İsfahan, Nişabur, Belh, Herat, Basra, Musul ve Amul'da büyük medreseler açılmıştır

Nizamülmülk astronomi ve takvimin ıslahıyla ilgili çalışmaları, “Celali Takvimi” denilen yepyeni bir takvim sisteminin kurulmasına yol açmıştır. Onun bu takvimi hakkında modern bir astronom, bizim bugün kullandıklarımızdan daha ince, daha dakik diye bahsetmektedir.

Nizamülmülk’ün “Siyasetname” adlı bir eseri vardır. Bu yapıt, sadece onun fikirlerini anlamak için değil, aynı zamanda döneminin özelliklerini de yansıtması itibariyle hâlâ tarihçiler ve siyaset bilimciler için önemli bir kaynaktır. Ayrıca yapıt, dönemin devlet ve bürokrasi yapısı, yöneten-yönetilen ilişkisini ve muhalif söylemleri de yansımaktadır. Nizamülmülk, Siyasetname’yi Sultan Melikşah’ın isteği üzerine yazmıştır. Tam doğru metin ve ilavesiz nüshası, İstanbul’da Süleymaniye Kütüphanesi, Molla Çelebi kısmında 114 numarada mevcuttur. Siyasetname, Türkçe haricinde de birçok dillere tercüme edilerek, yayınlanmıştır.

Dindar bir insan olan Nizamülmülk Ehl-i Sünnet/Şafii idi. O dönemde özellikle “Şii-Batıni” mezhepler bölgede yaygınlaşma eğilimindeydi. Nizamiye medreselerinin kuruluş amaçlarından biri de İslam’ı bu tip mezheplerden korumak için din alimleri yetiştirmekti. Nizamülmülk pek çok bilim adamı ve ulamayı korumuş ve kollamıştır. Nizamülmülk’ün, Ömer Hayyam ve Hasan Sabbah’ın arkadaş olduğu ve beraber eğitim aldıkları yolunda iddialar olsa da buna ilişkin kesin bir bilgi yoktur.

Bütün kaynaklar Nizamülmülk’ün çok dindar ama hoşgörülü, çok aktif, az konuşan çok iş yapan, mütevazi, güler yüzlü, çok zeki, yardımsever, bilime çok düşkün, bilim adamlarına çok saygılı, tedbirli, çok okuyan, İslam alimlerine çok saygılı biri olduğunu yazar. İleri görüşlülüğü ve doğru analizleri ile Alparslan ve Melikşah dönemlerinde Devletin yükselişinin mimarlarından biridir. Özellikle Melikşah dönemi eğitim, mimari, kültür ve sanatta zirve dönemi olmuştur. Bu dönem Endülüs’ten aşağı değildir.

Melikşah, Alparslan’ın vasiyeti ile tahta çıktı gibi bir algı olsa da bu o kadar kolay olmamış Nizamülmülk’ün büyük katkıları ile tahta çıkmıştır. Bu sebeple saltanatının ilk on yılında Nizamülmülk’e geniş yetkiler vermiştir. Ona “PEDER” diye hitap etmiştir.

Fakat Nizamülmülk’ün bu kadar güçlü olması ve adamalarını devletin çeşitli kademelerine yerleştirmesi bazılarının hoşuna gitmiyor kıskançlıkları ciddi boyutlara ulaşıyordu. Bunlardan en önde gelenleri Melikşah’ın eşi Terken Hatun ve diğer bir Vezir Tacülmülk’tür. Gerek eşinin ve diğer vezirinin etkisiyle ve gerekse Nizamülmülk'ün büyük karizmasının verdiği hisle Melikşah Nizamülmülk'e karşı olumsuz bir yaklaşma girmiş, bazı tarihçilere göre Nizamülmülk’ün Vali olan bir oğlunu (Fahreddin İbrahim) zehirletmiştir. Aralarındaki soğukluk bazı mektuplarla da tarihe mal olmuştur.

Nizamülmülk bu fitneyi bertaraf etmek için birçok yol denemiş ve kısmen de başarılı olmuştur. Melikşah ile tekrar güven ortamı oluşmuşsa da Türk devletlerinde çok gördüğümüz o bencil muhalefet anlayışı Selçuklu’da da kendini göstermiştir. Melikşah'ın karısı Terken Hatun, tabiri caizse Selçuklu'nun Hürrem Sultanıydı. Nizamülmülk Melikşah'ın yerine onun büyük oğlu Berkyaruk'u yetişirken, Terken Hatun ise kendi oğlu Mahmud'un Sultan olmasını istiyordu. Bu yüzden Nizamülmülk'ü bertaraf etmek istiyordu. Saray içinde ve ordu içinde Nizamülmülk'ü yıpratma kampanyası tüm hızıyla devam ediyordu Melikşah uzun zaman hep Nizamülmülk’ün yanında olmuş ve onun yetkilerini sürekli artırmıştır. Fakat Terken Hatun ve Tacülmülk’ün hiç bitmeyen fitnelerinden etkilenmiş ve köprüleri atmıştı. Melikşah'ın sert mektuplarına Nizamülmülk aynı sertlikle cevap veriyordu. Bu mektupların içeriğini bugün biliyoruz.

Netice de Nizamülmülk gözden düşmeye ve yetkileri sınırlandırılmaya başlanmıştır. 1092 yılında çıkılan “2. Bağdat Seferinde” orduda Melikşah ve Nizamülmülkle birlikte Terken Hatun ve Vezir Tacülmülk de bulunmaktadır. Bir Ramazan günü iftar için Nihavent kenti yakınlarında konaklamışlardır ve Nizamülmülk çadırına giderken bir Batıni (Haşhaşi) tarafından şehit edilmiştir. Bu cinayet Hasan Sabbah'ın ilk siyasi cinayeti olarak kabul edilse de cinayette soru işaretleri vardır.

Melikşahla araları açıkken bir mektubunda "Sen güçsün ben ilim ehliyim. Sen kılıçsın ben kalemim. İkimiz bir bütünüz sen ya da ben olmazsam mevcut koşullarda bu devlet gitmez” demişti Nizamülmülk...

Alparslan, Melikşah ve Nizamülmülk dönemi B. Selçuklu'nun altın çağıydı. Devlet 10 milyon kilometre yüzölçümüne ulaştı. Bütün coğrafya imar edildi. Onlarca üniversite açıldı. Çok ünlü bilim adamları yetişti. Bağdat ve İsfahan yıldız gibi parladı. Ama Nizamülmülk öldükten sonra bir yıl geçmeden Melikşah, karısı tarafından zehirlenerek öldü. Öldüğünde daha 37 yaşındaydı. Melikşah'ın ardından tahta çıkan Mahmud, Berkyaruk, Muhammed Tapar ve Sencer döneminde merkezi otorite zayıfladı ve devlet çöktü...

Sonuç olarak; Nizamülmülk, Selçuklu aleyhine tek bir eylemi olmayan çok büyük bir devlet adamıydı. Devlet içinde bulunan çapsız, beceriksiz, kıskanç ve kendi ikbali için devletini yıkacak hırsa sahip muhalefetin kurbanı oldu. Onun ölümüyle devletin çökmesinin çakışması Nizamülmülk'e yönelik eleştirilerin de boş olduğunun ispatıdır. Günümüzde İran resmi tarihi Nizamülmülk'e hain gözüyle bakar. Nizamülmülk, devletini birçok Türküm diyenden çok daha fazla sevmiş, çok daha fazla hizmet etmiş, çok daha fazla benimsemiş bir değerdir. Vatandaşlık bilincinin önemli bir timsalidir. Ama yeterince tanıtılamamıştır. Kitabı Türkçeye bile çok geç çevrilmemiştir.

Melikşah’ın ölümünden sonra sırasıyla tahta çıkan Mahmud, Berkyaruk, II. Melikşah ve Sencer dönemlerinde devlet 65 sene daha devam etse de asla Nizamülmülklü Melikşah dönemi gibi olmadı. Sürekli iç karışıklıklar devam etti. Mesela son Selçuklu Sultanı Sencer’in yanında Nizamülmülk aklı olsaydı Türk tarihi değişebilirdi…

Mezarı İsfahan'dadır ve "Kabri Nizam" olarak anılmaktadır. Türk tarihindeki en büyük devlet adamlarından biridir. Allah rahmet eylesin.

 

"Küfür ile belki olur ama zulümle asla payidar olmaz bir memleket"

“İşi kifâyetsize tevdi etmek başarısızlığa davettir, muhterise tevdi etmek kavgaya; kifayetsiz muhterise tevdi etmek ise fitneye”

Siyâsetnâme-

 

Kaynaklar:

1. Hüseyin Topal, Büyük Devlet Adamı: Nizam-ül Mülk ve Öldürülmesi

2. Prof. Dr. Mehmet Altay Köymen / Büyük Selçuklu Veziri Nizam’ı-Mülk ve Tarihî Rolü

3. http://kirmizilar.com/tr/index.php/tarihten/624-nizamiye-medreseleri… …

4. http://ehlisunnetbuyukleri.com/Islam-Tarihi-Ansiklopedisi/Detay/NIZAM-UL-MULK/554…

5. Fatih Erbaş, Makyavel ve Nizamülmülk mukayesesi.

6. https://islamansiklopedisi.org.tr/nizamulmulk

7. Özaydın, A. (2018). Nizâmülmülk’ün Büyük Selçuklu İmparatorluğu’na Hizmetleri. Selçuk Üniversitesi Selçuklu Araştırmaları Dergisi, (8), 1-31.

8. Arıcan, M., Kala, M.,Tuğrul, M. (2019). Bilge Vezir Nizamülmülk.

 

Bu yazı 2350 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum