-
Dr. Tolga Tanolcay
Tarih: 13-11-2024 09:36:00
Güncelleme: 09-12-2024 21:09:00
Türkler, Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarını kapsayan ve neredeyse 40 milyon km2 ‘lik bir coğrafyanın farklı bölgelerinde çok sayıda devlet kurmuş, çok sayıda savaşçı, komutan, kahraman ve devlet adamı yetiştirmiştir. Bunların bazısı birden çok özelliği de üzerlerinde toplamışlardır. Yine bunların bir kısmı nispeten iyi tanınmakla birlikte bazıları nedense hiç tanınmaz.
Bu yazımızda, sizlere işte bu büyük adamlardan birini anlatacağım. Çoğumuzun hakkında hiçbir şey bilmediği ya da çok az şey bildiği bu kahramanın adı: “Aydınoğlu UMUR BEY”. Büyük bir savaşçı, büyük bir denizci, büyük bir devlet adamı, Fatih’in kendisinden esinlendiği, Turgut Reis, Oruç Reis ve pek çok büyük amiralimizin PİR kabul ettiği, “Bahaüddin UMUR BEY’i” bir diğer ifade ile "Gazi Emir Bey'i" anlatacağım.
Ama önce kısa bir tarihi yolculuk yapalım ve o dönemin siyasi ortamını bir hatırlayalım; Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan, Malazgirt Zaferi’nden sonra bazı beyleri Anadolu’ya göndererek, Anadolu’nun Türkleştirilmesini ve Müslümanlaştırılmasını istedi. Ondan sonra tahta çıkan oğlu Melikşah da babası ile aynı politikayı benimsedi. Bu politika çerçevesinde Başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu olmak üzere Anadolu’da bazı “Beylikler” kuruldu.
Bunlardan en önemlileri şunlardı: Saltuklular (Ebul Kasım Saltuk tarafından Erzurum ve çevresinde kurulmuştur-1072 ); Danişmentliler (Danişment Ahmet Gazi tarafından Sivas ve çevresinde kuruldu-1080); Mengücekliler (Mengücek Gazi tarafından Erzincan ve çevresinde kurulmuştur-1080); Artuklular (Artuk Bey’in oğulları,Sökmen ve İlgazi tarafından kurulmuştur. Hasankeyf, Mardin ve Harput yöresinde üç kol halinde yaşamışlardır-1089/1102); Çaka Beyliği (Oğuzların Çavuldur koluna bağlı olan Çaka Bey tarafından İzmir ve çevresinde kurulmuştur-1080).
İşte bu döneme “Birinci Beylikler Dönemi” diyoruz. Bu Beyliklerle aynı tarihlerde tohumları atılan Anadolu Selçuklu Devleti (1077-1308) güçlendikçe söz konusu beyliklerin büyük bir kısmı Anadolu Selçuklu Devleti’ne dahil olmuştur. Yani Anadolu’da 230 yıl sürecek olan Anadolu Selçuklu Devleti ile Birinci Beyliklerin çoğunun kuruluşu aynı dönemde başlamıştır. Bu beyliklerden biri olan Çaka Beyliği ise kıyı Ege’de kurulmuştu (1080 -1093). Beyliği kuran Çaka Bey Anadolu’da Bizanslılarla savaşırken esir düşmüştü. İstanbul’da uzunca bir müddet kaldı ve bu süre içinde iyi bir Grekçe öğrendi. Çaka Bey aynı zamanda bu süre zarfında Bizans İmparatorluğu’nun kuvvetli ve zayıf yanlarını da kavramaya çalıştı ve bir yolunu bulup kaçarak esaretten kurtuldu. Adalar Denizi (Ege) sahillerine geldi. Anadolu’nun batı kıyılarına gelen Türkmenlerden bir ordu kurdu. Bu ordu ile ilk olarak Efes üzerinden giderek İzmir’i fethetti (25 Mart 1081). Çaka Bey, İç-Ege ve Adalar Denizi kıyılarında yerleşen Türkleri bir araya getirdi. Esir olarak bulunduğu sıralarda Bizans’ta kazandığı deneyim sayesinde kuvvetli bir donanma oluşturdu. Donanmada çok sayıda tekne ve kırk tane avcı gemisine sahip oldu.
Zamanla donanmasını kuvvetlendiren Çaka Bey, Çanakkale ve civarını zapt etti, Ege’deki pek çok adayı (Sakız, Sisam, Rodos gibi) aldı, Trakya‘nın Kuzey Batısında bulunan Peçeneklerle işbirliği yaptı ve Bizans’ı tehdit etmeye başladı. Bizans’ı yıkıp İstanbul’u fethetmek istiyordu. Bu tehlikeyi sezen Bizans ile “19 Mayıs 1090” tarihinde bir deniz savaşı yaptı. “Koyun Adaları Zaferi” olarak bilinen bu deniz savaşı Türklerin ilk deniz savaşı ve zaferidir.
Türkleri gerçek anlamda, Bizans’a karada ilk tanıtan, Malazgirt Savaşı ile Büyük Selçuklu Sultanı Alpaslan; denizde ilk tanıtan ise, “Koyun Adaları zaferiyle” Çaka Bey olmuştur. Çaka Bey iyi teşkilatçılığı yanında, iyi bir denizci ve çok iyi bir strateji uzmanı idi. O Batı Anadolu'nun muhafazası için adaların elde bulundurulmasının lüzumuna inanmıştı. Bunun için de denizciliğe azami ölçüde önem verilmesi gerektiğini biliyordu. Çaka Bey Türk denizciliğinde önemli bir başlangıç yapmıştı. Bizans’ı çok iyi tanıyordu ve onun Bizans için ne kadar büyük bir tehdit olduğunu Bizans da çok iyi biliyordu. Bu sebeple yine Bizans tarafından Bizans oyunları devreye sokuldu; bu bağlamda aynı zamanda damadı olan Anadolu Selçuklu Sultanı I. Kılıçarslan “Çaka Bey’in büyük oynadığı, Bizans’ı alarak büyük sultan olmak istediği” şeklinde bir hedefi olduğuna inandırıldı. Rivayetler farklı olmakla birlikte; Kılıçarslan, Çaka Bey’i kendi sarayında tertiplediği bir yemeğe davet etmiş ve kayınpederini o davette bizzat kendisi öldürmüştür.
Adalar denizini kontrol eden bu büyük denizci ve ilk Türk Amirali Çaka Bey’in vefatı Türklerin tamamen aleyhine bir sonuç doğurmuş, denizin kontrolü Bizans ve Haçlıların eline geçmiştir. İzmir, Bizans tarafından denizden kuşatılmış ve donanma tamamen Bizanslıların kontrolüne geçmiş ve bir dönem kapanmıştır (1093). Çaka Bey’in vefatı ile bir dönem kapandı, Anadolu Selçuklular döneminde denizcilikle ilgili bazı çabalar olduysa da bunlar asla Çaka Bey çapında işler olmadı. Türk Denizciliğindeki bu sessiz ve boş dönem bu yazının da konusu olan Umur Bey dönemine kadar devam etti. Türk Denizciliği yine aynı coğrafyada ve daha da görkemli bir şekilde UMUR BEY ile, yani Aydınoğulları Beyliği döneminde parlak günlerine kavuşacaktı.
Tekrar geçmişe dönecek olursak Kutalmışoğlu Süleyman Şah, 1074 tarihinde Antakya’dan Anadolu’ya girdi, Konya ve çevresini Rumlardan alarak 1075’te İznik’i fethetti ve 1077 yılında Anadolu Selçuklu Devleti’nin kurulduğunu ilan etti. Bu sürecin devamında bu devlet bir yandan Bizans, bir yandan Haçlılar ve özellikle son dönemlerinde ise Moğolllarla sürekli boğuştu. Haçlı ordularına karşı büyük mücadeleler ve zaferler kazandı. Bir yandan da Anadolu’yu imar ettiler. Anadolu’da yüzlerce eser yaptılar. Ve bu eserlerin çoğu da ticaret ve üretimin gelişmesine yönelik eserlerdir.
Anadolu Selçuklu Devleti tarihini 4 döneme ayırabiliriz;
1. Kuruluş dönemi (1077-1155)
2. Bağımsızlık, gelişme ve yükselme dönemi (1155-1243)
3. Gerileme dönemi (1243-1277)
4. Yıkılış Dönemi (1277-1308)
Daha çok Moğollar sebebiyle yıkılmakta olan Anadolu Selçuklu Devleti toprakları üzerinde Türkmen Beyleri yeni beylikler kurmaya başlarlar. İşte bu döneme “İkinci Beylikler Dönemi” denmektedir. Sayıları 15 civarında olan bu beyliklerden biri de İzmir ve çevresinde kurulan “Aydınoğulları Beyliğidir”. Bu beyliğin Kurucusu Aydınoğlu Mehmet Bey, Germiyanoğulları ordusunda subaşı (komutan) idi. Mehmet Bey önce, Aydın-ili topraklarında fethe girişen Menteşe beyinin damadı “Sasa Bey’e yardım etti, ancak daha sonra Sasa Bey ile anlaşamadılar ve bu bölgeleri ondan alarak Aydın İli’ne hâkim oldu (1308). Bundan sonra fetihlere girişen Mehmet Bey İzmir’in Müslüman kesimi (Bilindiği gibi İzmir’in iç kesimleri Müslüman İzmir, kıyı kesimi ile kale Hristiyanların kontrolünde olduğu için “Gavur İzmir” denirdi) ile Ayasulug (Selçuk), Tire, Sultanhisarı ve Bodemya’yı da ele geçirdi.
Mehmet Bey'in beş erkek bir de kız çocuğu vardı. Bunlar; Hızır¸ Umur¸ İbrahim Bahadır¸ Süleyman ve İsa Beyler ile Hanzade Sultan'dır. Umur Bey 1309 yılında Leşkerieli'nde (Aydın) doğdu. Ayasulug (Selçuk)-Efes Emiri olan amcası Osman¸ doğduğu sırada orada bir tersane kurup¸ gemi yapımına başladı. Bu tersane en çok Umur’un dikkatini çekiyordu.Küçük Umur sıklıkla oraya gidiyor, amcasına ve tersane çalışanlarına yardım ediyordu. Umur, dönemin en iyi hocalarından hem fen hem de dini dersler aldı. On iki yaşından itibaren kılıç, mızrak, topuz ve ok kullanmaya başlayan Umur Bey¸ uzun boylu¸ sağlam yapılı¸ güçlü¸ heybetli tavırları ile etkileyici bir görünüme sahipti. Daha o yaşlarda cesaretinin, hayallerinin ve ufkunun büyüklüğü herkesin dikkatini çekiyordu. Bütün kardeşleri arasında çok öne çıkıyordu ve bu diğer kardeşleri arasında yaygın görülenin aksine Umur kıskançlıkla değil hayranlıkla karşılanıyordu
Mehmet Bey, beyliğinin toprakları genişleyince topraklarını 4’e ayırdı ve 4 oğlunu bu 4 bölgeye vali olarak atadı. Umur Bey’e ise İzmir Valiliği görevini verdi. Mehmet Bey bu görev dağılımının ardından küçük oğlunu da yanına alarak başkentleri Birgi’ye (Şu an İzmir’in Ödemiş ilçesine bağlı bir köy) yerleşti. Mehmet Bey yapılan fetihleri yeterli görüyor, mevcudu koruyacak ve savunacak bir yapılanmayı savunuyordu. Çok bereketli ve iklimi güzel bir coğrafyadaydılar ve bunlar emri altında yaşayanlar için yeterliydi Mehmet Bey için.
Oysa Umur çok küçük yaşlardan beri denize meraklıydı, amcasının tersanesinde çok fazla denizci ile sohbet etmişti. Korsanları, deniz savaşlarını, adaları, adalardaki zenginlikleri, Bizans’ın zenginliğini, kahraman denizcileri, Çaka Bey’in destanlarını dinleyerek büyümüştü adeta. Özetle, babası gibi düşünmüyordu UMUR BEY. Zaten İzmir Valisi olduğu için artık Aydınoğlu Donanması onun emrindeydi. Umur Bey komşu Türk Beylikleri olan Saruhanoğulları ve Menteşeoğulları ile çok iyi ilişkiler kurdu. Saruhanoğlu Süleyman Bey ile birleşerek yeni bir donanma kurdu. Gaziemir'den doğup İzmir Körfezi'ne dökülen Kızılçullu Deresi'nin Gaziemir ile Şirinyer arasındaki bölümünde kendine ait ilk tersanesini oluşturdu. Bu tersanede imal ettirdiği kadırgalar 30 santimetre derinliğindeki suda bile ilerleyebilen efsane kadırgalar oldular.
Umur Bey ilk iş olarak yanındaki 1000 kişilik kuvvetle İzmir'in Latinler'in elinde kalan liman kesimini kuşatma altına aldı (1325). Yaklaşık 2,5 yıl süren kuşatmasının ardından kaleyi alarak buranın yönetimini yine Aydınoğulları emrinde olmak üzere, Cenovalı idarecisi Martino Zaccaria’ya teslim etti (1328). Kalenin alınması sırasındaki korkusuzluğu ve askerin en önünde savaşması emrindekileri çok etkilemişti. Henüz 15 yaşındaki bu cesur yürekli komutana, en başta askerleri hayrandı artık.
Belli ki, Umur Bey asla durmayacaktı, hedefleri çok büyüktü. Çok cesur, atılgan ve hızlı karar verme yeteneğine sahip bu gencin ikinci hedefi ve seferi Çanakkale Boğazı’ndaki Haçlı donanması üzerine oldu. Yanına Saruhan ve Menteşe Beylerini alarak çıktığı seferde sadece 8 savaş gemisi ile Birleşik Hristiyan Donanmasını perişan etti ve ardından Bozcaada’yı yağmaladı (1329). Elde ettiği ganimetleri donanmasını büyütmek için kullanıp, Adalar Denizi’ni bütün tehditlerden temizlemek istiyordu. Savaştaki inanılmaz cesareti komşu beyleri de kendisine hayran bırakmıştı.
- Hangi Kitapları Okuyalım? Gençlere Hangi Kitapları Tavsiye edelim?
- Peygamberimiz eşlerinden neden bir ay boyunca ayrı kaldı?
- Şakacı Sahabe Nuayman bin Amr
- İslam Dünyasını Hilalsizleştirme Projesi
- Yerli Irklarımız Neden Önemli ve Yerli Evcil Hayvan Irklarımızı Koruyabildik mi
- Antarktika’nın Gizemi
- Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) NEDİR? GDO’lu Gıdalar zararlı mıdır?
- Dünyayı Koruyan Müthiş Kalkan: Van Allen Kuşakları
- Oryantalizm Nedir ve Oryantalist Kimdir?
- Koyun Keçi Destanı
- Ahh Endülüs – I
- Büyük Selçuklu Veziri: NİZÂMÜLMÜLK