beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Yerli Irklarımız Neden Önemli ve Yerli Evcil Hayvan Irklarımızı Koruyabildik mi

Küresel ısınma dünyayı tehdit ediyor. Dünya ısınıyor, çölleşiyor, su kaynakları yetmiyor. Bu durum doğal olarak bitkisel ve hayvansal üretim için de ciddi bir tehdit. Modern tarımsal üretim, birim alandan ya da birim hayvandan en yüksek verimi alma odaklı bir felsefeye sahip. Bu sebeple gerek bitkilerde gerek hayvanlarda yapılan ıslah çalışmaları öncelikli olarak yüksek verim odaklı olmuştur. Sonuçta da yüksek verimli ırklar elde edilmiştir.  Verimi yükselen her ırk doğal olarak daha iyi çevresel koşul ister, yani çok yüksek verimli bir inekten verim alabilmek için ona iyi koşullar sağlamanız şarttır. Yani kaliteli yem, uygun barınak, hastalıklarla etkin mücadele, hijyen vs...

Tabi bütün bu faaliyetler kâr amaçlıdır. Kar etmeniz durumunda devam edersiniz. Ülkemizde sığır, koyun, keçi, tavuk vb. pek çok yerli tür ve bunların ırkları, yabancı kökenli ırklarla rekabet edemediler. Çünkü yerli ırklarımız yabancı (kültür) ırklarına göre düşük verimliydi. Mesela bir yerli inek günde 5 kg süt verirken, bir ithal inek 20-25 kg süt veriyordu. Çiftçilerimize cazip gelen bu durum yavaş yavaş yerli ırklarımızı ellerinden çıkarmalarına neden oldu. Fakat bu sağlıksız dönüşüm idi. Çok kontrolsüz, plansız ve inanılmaz pahalıya mal oldu. Örneğin, 1985 de Sığır varlığımızın %70 i yerli ırklardan oluşurken bugün %85'i yabancı ırklardan ve bunların melezlerinden oluşmaktadır. Koyun ve keçide durum bu kadar vahim olmasa da onların problemi de başkadır. Tavukçulukta ise kuş gribi bahane edilerek yerel tavuk ırklarımız neredeyse yok edilmiştir.

Sığırlarda Anadolu'ya has olan; Kultak, Halep, Çukurova, Dörtyol, Kırım (Leh), Kıbrıs, Seferihisar, Kafkas, Malakan, Diyarbakır, Karacadağ, Urga, Siyah (Kalmuk), Eleşkirt, Karaisalı ırklarımız tamamen yok olmuştur. Yok artık!  Arasanız bulamazsınız artık.

"Zavot Sığırı" ve "Yerli Kara" ırklarımız ağır tehdit altında, "Boz Irk", "Doğu Anadolu Kırmızısı" ve "Kilis sığırı" ise yok olma tehdidi altındaki ırklarımızdır.

Herhangi bir tek doğuran çiftlik hayvanı ırkında damızlık dişi sayısının 100-1.000 arasında olması o ırkın yok olma tehlikesi altında, 100’e düşmüş olması ise yok olma ağır tehlikesi altında olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla bu tanımlamaya göre ırkın durumuna karar verilir.

Türkiye'deki deve sayısı 1937'de 120 bin iken bugün 1500 baş kadar kalmıştır. Develerin yok olmamasının ana nedeni ise özellikle Ege'de yapılan deve güreşleridir.

Türkiye'deki manda sayısı 1970’lerde 1.300.000 iken şu anda 160.000 baştır. Ülkemizdeki tek manda ırkı "Anadolu Mandası" dır. Normal koşullarda deve kadar olmasa da manda da tehdit altına girme adayıdır. Ama Bakanlığımız manda ile ilgili güzel teşvikler vermektedir.

Koyun ırklarımızdan; “Halkalı”, “Karakaçan” ırklarımız ilk yok olan ırklardır. “Sakız”, “Ödemiş”, “Norduz” ırkları nesli tükenme ağır tahdidi altında, “Güney Karaman”, “Dağlıç”, “Herik”, “Tuj”, “Kıvırcık”, “Hemşin”, “Karakaş”, “Çine Çaparı” ırklarının nesli yok olma tehdidi altındadır.

Keçi ırklarımızdan; “Malta”, “Norduz” ırklarımız nesli tükenme ağır tehdidi altındadır. “Ankara (Tiftik)”, “Honamlı” ırklarımız ise nesli yok olma tehdidi altındadır. “Kıl Keçisi (Kara Keçi)” ve   “Kilis Keçisi” ise sayıları fazla olduğundan şu an için tehdit altında değillerdir.

Köpek Irklarımızdan;” Akbaş Çoban”, “Çatalburun”, “Dikkulak (Çivikulak)”, “İzci Köpeği Zağar”, “Karaman”, “Kars Çoban”, “Koyun”, “Tonya Finosu”, “Türk Tazısı”, “Zerdava Köpeği” ırklarının sayısı hızla azalmakta ve tükenmeye doğru gitmektedir.

Yine at, katır, eşek, kaz, ördek, tavuk, gibi türlerimizin yerli ırklarında ekonomik ve demografik nedenlerle ciddi sayısal azalmalar olmuştur. Peki yüksek verimli ithal ırkların kullanılması yanlış mıdır? Çiftçimiz düşük verimli yerli ırklara mahkûm mu olmalıdır?

Çiftçimiz haklı olarak koşullarına uygun iyi damızlık hayvan kullanmalıdır. Bu çok doğal ve ekonomik anlamda olması gerekendir. Fakat özellikle 1970 li yıllardan itibaren devlet ve üniversiteler özellikle sığırcılıkta bu ırksal dönüşüm konusunu iyi yönetmediler. Çok iyi bir "Suni Tohumlama" altyapısı olmasına rağmen, çok ciddi dövizler harcanarak gereksiz inek ithalatı yapıldı. Ciddi ekonomik kayıplar yaşandı. Koyun ve keçide olan problem bundan farklıdır ve o başka bir yazının konusudur. Koyun ve keçi konusuna başka bir yazıda değineceğim. Ama şunu belirtmeden geçmeyeyim: Yaşadığımız çağda pek çok üretim biçimi yeniden yorumlanıyor, yeni hedefler konuyor. Hayvansal üretim ve hayvan ıslahı da bu yeni bakış açılarına göre yeniden şekilleniyor. Hayvansal üretimde yetiştirme hedefi artık sadece yüksek verim değil; çevreye duyarlı, hayvan haklarına, hayvan refahına uygun bir yaklaşım ve verim yanında, küresel iklim değişikliklerine dirençli, adaptasyon yeteneği yüksek tipler geliştirmek ve genetik kaynakları olabildiğince korumak şeklinde özetlenebilir.

O zaman "Yerli genetik kaynaklarımızın korunması, yok olmaması neden önemlidir?" sorusunun cevabını vererek konumuzu noktalayalım;

  • Yerli ırklar kendi çevresel koşullarında ıslah edilmiş (kültür) ırk ve melezlerine göre çok daha verimlidir.
  • Gelecekte çevre koşullarında meydana gelebilecek değişiklikler ve yerli hayvanların bugün bilinmeyen özelliklerinin bu değişikliklere uyum olasılığı çeşitliliğin (varyasyonun) korunmasını zorunlu kılmaktadır.
  • Genetik varyasyonun korunması ve gelecekteki ıslah çalışmalarının temelini oluşturması, genetik kaynakların korunması ile mümkündür.
  • Çiftlik hayvanları üretim potansiyellerinden gelecekte de yararlanılmak amacıyla korunmalıdır.
  • Kimi yerli ırklar ilgi çekici özellikleri nedeniyle turizm açısından rol oynayabilirler.
  • Heterozis (melezlerin ebeveynlerinden verim olarak üstün olma durumu) olanağının korunması, genetik kaynakların korunması ile mümkündür.
  • Yok olma sürecindeki ırklar, orijinal bölgeleri dışında da ekonomik potansiyele sahip olabilirler (ör. Zebu sığırı dünyanın çeşitli bölgelerinde başarılı şekilde yetiştirilebilmektedir).
  • Yerli ırklar pek çok bilimsel çalışmaya materyal olmaları anlamında önemlidir.
  • Yerli ırklar sosyal ve dinsel yapıyı yansıtma açısından önemlidir.
  • Yerli ırklar hayvan ıslahının tarihsel gelişim ölçütü olmaları nedeniyle eğitsel değere sahiptirler.
  • Yerli ırkların pek çoğu yetiştirildikleri ülkelerin tarihinde önemli rol oynamıştır; Teksas Longhorn sığırı ABD'nin sınırlarının genişlemesinde; Merinos koyunu İspanya'nın; Ankara keçisi Türkiye'nin; İpekböceği Çin'in ekonomi tarihinde önemli yere sahiptir.
  • Estetik değeri olan tür ve ırklar korunmaktadır. Lippizan Atları Avusturya'da, Burgu boynuzlu Racka koyunu Macaristan'da, Çok boynuzlu Jakob koyunu İngiltere'de, Pek çok süs kanatlı ırkı çeşitli ülkelerde estetik nitelikleri nedeniyle koruma altındadır.
  • Norduz Keçisi, Van'ın sınırlı bir yöresinde yetiştirilen ve son derece gösterişli boynuz yapısına sahip bir ırktır. Örneğin Norduz keçisinin koruma altına alınmasının nedenlerinden birisi de belirtilen boynuz yapısıdır.
  • Gelecekte doğal kaynaklarda yaşanması muhtemel azalmalar ve küresel ısınmanın olumsuz etkileri sürdürülebilir bir bitkisel ve hayvansal üretim için bölgeye genetik olarak uyumlu yerli ırkları öne çıkaracaktır. Bu çok net görülmektedir.
  • Son 20 yıldır gündemde olan "Organik (Ekolojik) tarım" için en uygun ırklar kuşkusuz yerli ırklardır. Pazar payı olarak şu an için düşük olsa da zamanla gelişecek bu sektörün kaynağı olmaları bakımından yerli ırklar önemlidir.

Bütün bu tespitlerden sonra şunu da bir akademisyen olarak sevinerek belirtmeliyim ki Özellikle DPT (Devlet Planlama Teşkilatı) geçmiş yıllarda gen kaynaklarının korunması projelerine kısmen destek verdi.

Son 15 yıldır Tarım Bakanlığımız, TAGEM (Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü) aracılığıyla “Yerli gen kaynaklarımızın korunması” ve “Halk elinde ıslah” projeleri le ilgili çok güzel çalışmalar yapılmaya başladı. Pek çok ırk korumaya alındı. Bazılarında istenen başarı elde edilemese de güzel gelişmeler oldu. Bu konuda farkındalık oluşturuldu.

Bu çalışmaların hepsinde üniversiteler ve Tarım Bakanlığı da bulunmaktadır. Hocalarımız, asistanlarımız, mühendis ve veterinerlerimiz saha da çok zor işleri başarıyorlar. Özetle yok olma tehdidi altındaki pek çok evcil hayvanımız şimdi daha güven altında. Fakat bu tip çalışmalarda devamlılık esas olduğundan daha fazla bütçe ve çabaya da ihtiyaç var.

Sonuç olarak hayvancılıkta yerli gen kaynaklarımızın değerlendirilmesi ve ıslah edilmesi anlamında ciddi hatalar yapılmış, özellikle sığırcılıkta plansız ve programsız sığır ithalatlarıyla yanlış bir politika güdülmüş, yerli ırklarımız yok sayılmıştır. Koyun, keçi ve diğer türlerde de doğru ıslah çalışmaları yapılmamış ve sığır, koyun, keçi, manda, köpek, tavuk gibi türlerde pek çok yerli ırkımız yok olmuş ve yok olma tehdidi altına girmiştir. Özellikle 2000 ‘lerden sonra gen kaynaklarının korunmasının önemi anlaşılmış, hiç olmazsa yerli ırklarımızdan geri kalanlar Devlet tarafından özellikle TAGEM projeleriyle direk canlı hayvan şeklinde yada biyoteknolojik yöntemler kullanılarak koruma altına alınmaya başlanmıştır.

 

Kaynaklar

1.  Soysal, M.İ., Ünal, E.Ö., Gürcan, E.K., 2020. Çiftlik hayvan genetik kaynaklarının koruma ve sürdürülebilir kullanımı, Journal of Animal Science and Products (JASP) 3 (2): 210-227.

2. Ertuğrul, M., Dellal, G., Elmacı, C., Akın, A. O., Pehlivan, E., Soysal, M. I. and Arat, S. 2010. Ciftlik Hayvanlari Genetik Kaynaklarinin Kullanilmasi ve Surdurulebilir Kullanimi. Turk Ziraat Muhendisligi VII. Teknik Kongresi.

3.  Yılmaz, O. and Wilson, R. T. 2012a. The Domestic Livestock Resources of Turkey: Economic and Social Role, Species and Breeds, Conservation Measures and Policy Issues. Livestock Research for Rural Development. 24 (9): 157.

4. Yılmaz, O., 2013. Türkiye’de Nesli Tükenen veya Tükenme Tehlikesi Altındaki Evcil Hayvanlar. Uluslararası Organik Tarım ve Biyoçeşitlilik Sempozyumu 27-29 Eylül Bayburt

5. Dellal, M. E. N. A. G., & Goncagül, T. HAYVAN GEN KAYNAKLARININ KORUNMASI VE TÜRKİYE HAYVAN GEN KAYNAKLARI.

6. Çakmak, M. N. (2008). BİYOLOJİK ÇESİTLİLİĞİN HUKUKEN KORUNMASI VE KAMU YARARI. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 57(1), 133-166.

7. TÜRKİYE EVCİL HAYVAN GENETİK KAYNAKLARI, T.C. TARIM ve KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Tanıtım Kataloğu, 2009

8. ERTUĞRUL, M., AKIN, A. O., YILDIRIR, M., DELLAL, G., TOGAN, İ., PABUÇCUOĞLU, S., ... & ÖZDER, M. TÜRKİYE ÇİFTLİK HAYVANLARI GENETİK KAYNAKLARININ KORUNMASI VE SÜRDÜRÜLEBİLİR KULLANIMI. Türkiye Ziraat Mühendisliği VIII. Teknik Kongresi Bildiriler Kitabı-1, 212.

Bu yazı 2524 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum