beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Emanet

Suriye'de Baas rejimi çöktü ve 54 yıldır ülkeye kan kusturan Esad rejimi hakettiği akibeti buldu. Suriye'nin önünde alacak uzun bir yol var ve bu süreçte emperyalist yamyamlar aç kurt gibi yine bekliyorlar. Süreci hep birlikte takip ediyor olacağız. İç savaşın akabinde ülkemizde misafir ettiğimiz Suriyeli kardeşlerimiz yavaş yavaş toparlanmaya başladılar. Misafirlikleri süresince iyi ya da kötü pek çok tepki ile karşılaştılar. Genel itibarıyla mülteci, sığınmacı, göçmen durumuna düşmüş olanların düştüğü sıkıntılı bir durum bu. Fakat ülkemizde ve pek çok yerde, acımasız ırkçılık hastalığı ile de mücadele etmek zorunda kaldılar. Kullanılan utanç verici tabirleri söylemeyeceğim zaten herkes biliyor.

Emani geliyor aklıma. Emanet demek Emani. Evladı ve karnındaki bebeği ile birlikte iğrenç bir saldırının kurbanı olmuştu. Eşi “Herkes aynı değil biliyorum” diyerek acısını yüreğine gömmüştü. Üzücü olan ciddi oranda muhacir ve göçmen geçmişi olan bu ülke insanının belli bir kesiminin bu denli acımasız oluşu. Aynaya bakmak bazen acıtır. İnsanın kendi geçmişi, acısı, karın ağrısı ile yüzleşmesi zordur. Bir çeşit geçmişini kendini reddetme hali.

“Halep sessizce ölüyor! En son dört kadın ve dokuz çocuğun diri diri yakıldığı bilgisi geldi. İran destekli Hizbullah ve Esad şebbihaları kurşuna diziyorlar her yaştan erkeği. "Dünya bizi yalnız bıraktı" diye bir mesaj attı takip ettiğim bir haberci. Dün gece son mesajını verdi. "Tekrar bağlantı kurup kuramayacağımı bilemiyorum. Hakkınızı helal edin.” 2016'da not almışım bu mesajı. “Dünya bizi yalnız bıraktı.” Aynı cümleyi Gazze özelinde de duyuyoruz. Dünya sağır kör dilsizi oynarken çok daha hassas olması gereken toplumumuzdaki genel duyarsızlık insanı buz gibi yapıyor. Her şeyi sadece bir kaç yıl içine sığdırıp her suçu mazluma yıkmak kolay geliyor bazı insanlara.

Bir takım yalan yanlış ezberler ve muhatap oldukları algı oyunlarının ağırlğı altında ezilen bir kitle söz konusu. Olur böyle şeyler diyorlar. İç savaş var ve böyle şeylerin olması doğal. Evet bu gerçekle yüzleşiyoruz fakat burada sorun doğal karşılanması. Mazluma yapılan bu muamelenin normal olduğunun duygusuzca dile getirilmesi. Ciddi bir mülteci düşmanlığı hastalık gibi toplumu sardı. Burada temsil edilen şeyin de öne çıktığını acı bir şekilde görüyoruz. Sadece ırksal bir nefretten bahsetmiyoruz. Irk kamuflajı ile ciddi bir İslam düşmanlığından da bahsediyoruz. İslamofobi demiyorum çünkü bu kelimenin çok hafif kaldığını düşünüyorum.

Tarih kitaplarının bilinçli bir şekilde yalan bilgilerle doldurulması ve bu bilgilerin yüzde yüz gerçek olduğuna inanılmasında mı sorun? Osmanlı'dan da nefret ediyorlardı. Çünkü bu ülke birden bire gökten zembille düşmüştü. Osmanlı'nın borçlarını ödeyen bir ülkenin, ancak onun varisi olması gerekirdi.

Ülkenin en eski kurumlarının, ülkenin tarihinden çok eski kuruluş tarihleri vardı. Böyle bir hezeyanın içinde yuvarlanıp duran insanların okları, zorunlu bir misafirlik sebebiyle ülkemizde bulunan sığınmacılara döndü. Suriyelilerdi onlar. Son zamanlarda adeta sövgü, hakaret gibi kullanılan bu terim utanç lugatımızda çoktan yerini aldı bile. Emanetler yavaş yavaş yuvalarına dönmeye başladılar. Sednaya Cezaevi'nin kesif kokusu acı dolu karanlık geçmişi ve diğer benzerlerinde yaşanan dehşetin gölgesi altında yeni yaşamlarına doğru yol alacaklar. Şimdi hizmet sektöründe boşalacak olan yerlerin nasıl doldurulacağı konuşulmaya başlandı...

 

Sabiha İclal Tiryaki

Bu yazı 903 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum